Başlık Ekle

Merhabalar eski dostlarım,hala takip eden kıymetli takipçilerim ve belki ilk kez okuyan sen, Açıkçası aylar sonra klavyemin başına geçip yazı yazmaya başladığımda aklımda o kadar çok şey vardı ki nereden başlayacağıma neleri anlatacağıma dair düşünme sürecim uzadıkça uzadı ve neredeyse yazmaktan vazgeçecektim.

Üstelik sadece ne yazacağımı düşünmek değil cümlelerim,akışım,yazma yeteneğim bile paslandığı için bir önceki paragrafı yaklaşık 4 dakikada yazabildiğimi size söylemek isterdim fakat bunu söylesem muhtemelen “daha yazamayan bu çocuğu neden okuyayım ?” diyebilirsiniz. O yüzden ben söylemiyorum siz de bunu öğrenmeyip aynı şekilde okumaya devam ediyorsunuz,yani bir yere gitmiyorsunuz baştan anlaşalım şu yazıyı sonuna kadar okuyalım….

Biraz daha alıştığım şu dakikalarda yazımın başlığına da karar vermiş bulunmaktayım. Anlatacağım şeyleri özetleyen bir başlık bulmak o kadar zordu ki en az yazıya başlamak kadar zorlanıyordum. Bilenler olabilir;3 Temmuz günü Garip Bir Yer’in kuruluşunun 10.yıldönümüydü. Bu yüzden hem geçmiş ergenliklerimi sembolize etmesi hem de 10 yılı vurgulamak için uzun süre içinde on geçen başlıklar aradım.(k10uşalım vb.)

10.yıl dışında 2020 gibi hayatımız boyunca anlatacağımız bir yılı da başlıkta anmak hedeflerimden biriydi hatta sırf bu iki başlığı bir araya getirnek için “iki çarpı 10+iki çarpı 10” başlığını düşündüm. Fakat biri çıkar 2020 yerine 40 eder der diye vazgeçtim…

Bir diğer başlık adayım ise içinde ara geçen bir kelime şakasıydı. O kadar çok ara verip devam etmişiz ki tüm ara esprilerini tüketmişim bunu da fark ederek bu ihtimalden vazgeçtim.

En sonunda da aslında aradığım şeyin gözümün önünde olduğunu fark ettim,Wordpress bana gösteriyordu ama ben görmeyip arayıştaydım:

Aradığım başlık kesinlikle;“Başlık Ekle” olmalıydı çünkü hem bu bloga yeni bir başlık eklenmeliydi hem de hayatıma kattığım yeni alışkanlıkların etkisiyle bloga farklı konu başlıklarında içerikler eklenecekti bu yüzden de okuyana yani sana seslenebileceğim en iyi başlık:”Başlık Ekle” olacaktı…

“Ama hala içinde 10 esprisi geçmediği için bir miktar üzüntü duymaktayım belirtmeden edemeyeceğim…”

Eğer beni tanıyan biriysen az önceki paragraftaki yeni alışkanlık kısmı ile biraz ilgini çekmiş olabilirim sayın okuyucu ama bu kısmı açıklamaya daha var ve çok beklentini yükseltme beni biliyorsun bir şeyi ilk kez yapmada oldukça başarılıyımdır fakat diğer yeteneğim ise her şeyi sadece bir kez yapmak olduğu için genelde alışkanlık haline getirmekte zorlanırım. Blogumda bir anda sonlanan serilerin de muhtemel sebebi buydu. Hızlı heveslenip,çabuk sıkılıyorum…

“Astroloji meraklısı takipçilerim şimdiden harika (!) burcumla az önceki paragrafımı da bağdaştırdınız bunu da biliyorum. Sizi görebiliyorum,arkamdan sallamayın…”

Alışkanlık zor edinmemin tek sebebinin de kendi yapım olduğunu düşünmüyorum çünkü hem bu durumda çok insan var hem de 2020 yılındayız… Evlere kapandık,korktuk,sonu gözükmeyen bir mağarada atılan yavaş,korkak adımlar gibi her gün saat tam 8’de Fahrettin Koca açıklamasını hem korkarak hem de küçük bir ümitle kontrol ettik…

Özellikle benim ve benim gibi öğrenciler evlere kapandık fakat film-dizi izlemekte bile zorlandık,gün-gece kavramlarımız ortadan kalktı,yanlışlıkla sabahladık..

“Gerçekten de bir ara o kadar düzenim bozuldu ki sabah 8-9’a kadar oturup 10-11 gibi uyumaya çalışıyordum…”

Sonrasında vize ve finaller başladı veya diğer adıyla “Sizin kolaymış bizim…” süreci başladı.Herkes ama herkes kendi üniversite sistemini o kadar eleştiriyordu ki bu eleştiri bir süre sonra diğer üniversiteleri övmeye kadar gidiyordu.Şöyle diyalogları eminim hepimiz yaşamışızdır:

+Sizin vize,finaller nasıl olacak ?
-Vizeler için akademik poster ödevleri verdiler,15 ders için 20 poster yapacağız sonra 1 hafta ara ve 15 ders için 15 final anlamında 15 poster daha yapacağız..
+Sizin kolaymış ya,bizim,,,,

Bu üç noktayı koymamın sebebi ise bu kulaklarımın her şeyi duymuş olması. Kimi canlı sınavlarına saydırırken kimi kamera karşısında sınav yapılmasına saydırıyordu bir kısım mezun olacak arkadaşım ise Temmuz’un ortasında finalleri olacağına saydırıyorlardı.(Buradan eğer doğru hatırlıyorsam bu sistemde olan İTÜ’de okuyan sevgili dostlarıma finallerinde başarılar dilerim…)

İnsanların kendini zorlukta göstermek için başkalarının durumunu küçümsemesi beni yıllardır irite eden bir olayken bu pandemi sürecinde bu irritasyon 5-10 kat arttı.Biz Ege Üniversite’sinin genel kararına son anda uymak zorunda kalarak her ders için poster ödevi yaptık fakat bu karar mühendislik gibi fakültelerde dönemlerde maksimum 8-10 ders alanlar için alındığı için evet çok zorlandık fakat kimseden daha zor veya kolay olduğunu iddia etmedim herkesten de bunu beklerdim.Ama en zor bizimdi ya…

Ödevler girince zaten sıkılıp dizi izleyemeyen bizler vakitsizlikten izleyemez oldu ve ödev arasında yemek ve uyku ile geçirdiğim günlere girmekteydim ama benim şansıma o döneme girmeden hemen önce eskiden sürekli görüştüğüm fakat son 3-4 yıldır yılda maksimum 5-6 kez görüşebildiğim bir dostum hayatıma tekrar dönmüştü:Kitap.

Çocukken yastığının altında 2 hatta 3 kitap olan aynı anda gece gece değiştirerek okuyabilen biriyken yıllar içinde gerek eğitim hayatımın zorluğu gerek de sinemaya duyduğum ilgi ile bambaşka biri olmuştum.Kitapları hala seven kitap fuarını kaçırmayan,indirimlerde hemen kitap alan fakat başladığını zor bitiren biri olmuştum.

Çizgiromanlar,felsefecilerin düşüncelerini kısa kısa anlatan kitaplar,Sherlock Holmes ve Dexter kitapları hariç aldığım kitapların çoğunu uzun sürelerde bitirebilmiştim bu da benim hevesimi azaltıyordu fakat yine de bitmiyordu taa ki o kitabı alana dek:Karamazov Kardeşler.

Dostoyevski evet büyük bir yazar fakat ben klasik okuyayım diye gidip adamın son kitabını alınca dünyam şaştı..Alırken uzun olmasıyla beni sevindiren,başlayınca da asla bitmeyecek gibi gelen kitabı okumaya çalıştım. 350.sayfaya kadar 3 okuyuşta geldim fakat kitap öyle bir şekilde gidiyordu ki; okuyordum,bitince kenara koyuyordum ama kenara koyunca bir daha okuyasımgelmiyordu ama alınca da okuyordum…
Bu okuyuş da benim hevesimi yavaşça bitiriyordu.Daha sonraları şans eseri okuması en zor kitaplar listesinde kitabın adını görünce hem biraz mutluluk hem de kitabı yanlış bir dönemde okumaya çalıştığımdan dolayı bir pişmanlık yaşadım.Sonuçta zor olduğu için okuyamıyordum ama neden alırken bu listeyim görmemiştim ki…

“Hevesi biten ana karakterimiz karantina sürecinin başlarında bilgisayarının başında dizi-film izlemeye çalışıyordu kalan boş vakitlerinde ise “Youtube”da vakit geçiriyodu ki o şihirli dört harfi gördü: D U N E

Dune,açtığımız sinema sayfasında haberini yaptığım ve beklediğim bir yapımdı evet ama kitabını okuyabileceğimi hiç düşündüğüm bir kitap değildi.Arkasında ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C.Clarke‘nin “Yüzüklerin Efendisi ile kıyaslanabilecek tek şaheser kurgu romandır.” yazısını görünce aklımda bir düşünce belirdi:
Yüzüklerin Efendisi’ni keşke önce okusaydım da daha bilgili izleseydim diyen biri olarak neden Dune’u okumayayım ki ?”

Araştırmalar yaptıkça da o kadar çok pozitif bilgi ile doldum ki ekşisözlük‘te bile neredeyse hiç negatif yorum yoktu,okuyamazsam sorumlusu ben olacaktım ve kitap okuyamıyorum diyecektim ama ya okursam işte o zaman eski dostum artık yanımda olacaktı…

Bu araştırmalar beni almaya yönlendirse de film ve dizilerde yaptığım son elemeyi bu eser için de yapmam gerektiğini düşündüm.Beni tanıyan ve bu kitapları okuyan birinin düşüncesini almalıydım, Nihai kararımı verdim:Benim tempomu,beklentilerimi bilen biri bana eğer alma derse satın almayacaktım günün birinde ödünç alarak okuyacaktım ama al derse direkt sipariş verecektim.

Hemen atlamadan belirteyim kitaba verdiğim paraya üzülme durumu yok fakat DUNE serisi 4 kitap ve tek kitap 30-50 tl arası satılırken 4 kitap seti 85 tl’idi yani ya 85 tl verecektim ya hiç vermeyecektim.Bu yüzden de iyi düşünmek istedim,tek kitap olsa elbet bir gün okunurdu veya kitaplıkta dururdu fakat 4 kitap hem yer kaplayacaktı hem de benim açımdan az bir para değildi. Tüm bunların dışında ilk kitap 700 sayfaydı uzun kitaplardan ağzı yanan benim araştırma yapmam şarttı.

Aradığım dostumu yaklaşık 1 saat içinde buldum,buradan isim vermeyi pek sevmem bu yüzden bilinen lakabıyla “Başkan” olarak bahsedeceğim bu arkadaşıma sordum ve cevabı netti:
“Başlayıp beğenmeyen olmadı,kesinlikle al.”

Başkanından onayı alan ben yine daha uygun fiyata almak için bir kaç kampanya ile uğraşarak set almadan daha ucuza almanın yolunu buldum ve 1-3-4.kitapları bana tanımlanan bir promosyon kodu olan siteden aldım.2.kitap bu sitede olmadığı için alamamıştım fakat fiyatını biliyordum 1.yi bitirdiğimde alacaktım ve o fiyatı eklediğimde 70 tl gibi bir ücret çıkacaktı.Evet bekleyecektim eğer 1.yi seversem ama 15 tl için değerdi…
(Şaka şaka para için değildi yani 15 tl değildi. Enpara kampanyası olduğu için 25 tl iade ediyorlar ve de üstüne ekstra kitap hediye ediyorlardı 15 tl’den daha fazla yani diyerek pintilik şovu yapmayacağım ama kampanyaların mantığı alışverisi artırmaktır ben de gece 2 sularına bu plana düşerek siparişimi verdim.)

Siparişi verdiğim site ile yaşadığım sorunları anlatmak istemiyorum çünkü hem uzayacak hem de bunu okuyan çevremdeki insanlara yüz yüze anlatacağım mevzu kalsın,her şeyi burada anlatarak sessiz buluşmalara sebep olmak istemem.

Dune elime gecikmeli de olsa ulaştı ve tek kelimeyle anlatayım:Muhteşemdi!
İçindeki evren beni öyle içinde aldı ki 4 günde 700 sayfalık bir kitabı bitirdim hemen 2.yi sipariş verdim onu da 5 günde bitirdim ve tüm bunlar vize dönemimde oluyordu.Ödevim sabah 5’te bitiyordu 8’e kadar kitap okuyup uyuyordum.Bakın bu çok zor bir şey çünkü sabahlayanlar bilir en kritik saat 06-08’dir o sırada uykunuz hiç olmasa da gelir,tutar sizi,gözünü karartır, usulce yanınıza yaklaşır…
(kelime şakasını lütfen küçümsemeyelim bence güzel denemeydi…)

Dune o kadar etkilemişti ki beni 2.kitabı beklerken 1’i ebook biri normal olmak üzere 2 kitap bitirmiştim,eski dostum dönmüştü ve bu da beni hayatımın her alanında bu dostumla alakalı eklemeler yapmaya itti.

Garip Bir Yer açıldğından beri benim hayatım,filmler,diziler,akımlar,müzik gibi bir çok konuda yazı içeriğine sahipti ama asla kitap incelemeleri veya önerileri yoktu.Sadece bir kez sömestr yazımda kitap önermiştim o da genel bir araştırma ürünüydü,kişisel deneyimlerimi içermiyordu.Ama bu karantina süreci bana artık bu kategoriyi bloga ekleme konusunda cesaretlendirdi ve bu yüzden de artık rahatlıkla söyleyebilirim ki:
“Yazar Arıyorum”
İyi yazan değil,çok yazan hiç değil sadece yazmak isteyen hevesi olan veya kendini denemek isteyen birilerini arıyorum.Okur-yazar kitlemizi artırmak üzere attığım bu adım umarım başarılı olur diyorum.Başvurularınızı blogtaki başvuru bölgesinden veya herhangi bir sosyal medya platformundan yapabilirsiniz küçük bir spoiler vereyim,kabul edileceksiniz!

Başlık Ekle’nin diğer sebebi ise bloga yeni bir başlık eklemek,yani yine ne yazık ki son yazıdan sonra bir ara oldu ve ben yine bu aradan hevesli dönüyorum.Bu sefer hevesimi kaybetmek istemediğim için de yeni bir başlangıç yapalım istiyorum.

Bu şekilde kendi hayatımdan kesitle,izlediğim film ve diziler veya GG:Yönetmenler gibi serilerle yazmak ve devam etmek istemekteyim ama hızlı heves,çabuk sıkılma huyumdan dolayı da sizlerden son bir ricam olacak.

“Bu yazıyı okuyan arkadaşım,okuyucum nereden veya nasıl bu yazıyı okudun bilmiyorum ama okuyorsan kendini göster ki ben sana bir yazı daha yazmaya hevesleneyim,söz vereyim ve tutayım.Bilirsiniz insan kısa süre için en çabuk kendini kandırırır en sonunda asla kandıramadığını anlasa da geçiştirir kısa sürelik olarak bu yüzden de ben senin burada olduğunu bilmek istiyorum.”

“Anonim mi kalmak istiyorsun aşağıya yorum bırak,kalmak istemiyorsan özelden yaz paylaştığım platformda beğen,emoji ile dön bilmiyorum sadece burada olduğunu bilmek ve sana yazı yazacağıma dair söz vermek istiyorum.”

Bir diğer notum ise sevgili akrabalarım ve aile dostlarımıza:

“13 yaşımdan beri yazmakta olduğum blogum sizlerin de varlığıyla buralara gelebildi çünkü 13 yaşındayken de şu an 23 yaşındayken de kendimden büyük bir bireyin ilgisini çekebilecek bir yazıyı yazabilmek beni motive eden bir unsur oldu.Sadece büyük de demeyeyim,işi gücü olan hayatı yeteri kadar yoğun olan birinin 5 dakikasını bile bana ayırması bile o kadar güzel bir his ki…Çok teşekkür ediyorum bugüne kadar bana ayırdığınız her dakika için.Sizlerden az önceki ricamı gerçekleştirmenizi beklemiyorum yani kendinizi göstermeyin çünkü ben zaten sizleri biliyorum ve bu satırları okuduğunuz zaman yüzünüz bir miktar da olsa gülümsüyor bundan da eminim,teşekkür ederim….”

Fazlasıyla duygusal olduğumuz bu dakikaları yazımın sonuna saklamam umarım doğru karardır çünkü kötü kelime şakalarımı anca böyle unutturabileceğimi düşündüm..

Bu yazımı bitirmeden önce Netflix-Party etkinlikleri yapmaya başladığımı da belirtmek isterim,Netflix’iniz var ise beraber aynı filmi aynı anda durdurarak ve yanda açılan chat kısmında sohbet ederek izleyebiliriz.
Ben daha önce 4 arkadaşımla bunu deneyimledim ve eğer sizlerden istek gelirse bunu Garip Bir Yer veya Sinegram bünyesinde etkinlik olarak yapabilirim.Dönütlerinizi de yorumlarda veya özelden bekliyorum.

Bitirmeden önce son notum hiç yorum yapılmayacak gelecek ihtimaline,eğer o ihtimal gerçekleşecek ve kimse kendini göstermeyecekse buraları kapatmayacağım veya üzülmeyeceğim bunu belirteyim.Hani baktığınızda son yazı bu ise ve yorum yok ise bıraktı mı demeyin,çünkü:
Garip Bir Yer 10 yıldır burada ve en azından bir 10 yıl daha burada olacak!

Anketler

Joker filmini beğendiniz mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Bir Başkadır |Mini İnceleme|

Bir Başkadır |Mini İnceleme|

Geçtiğimiz hafta Netflixte yayınlanan yeni yerli bir dizi önce çok fazla övüldü sonra da aynı…

CITIZEN KANE |GEÇ GELEN MİNİ İNCELEME |

CITIZEN KANE |GEÇ GELEN MİNİ İNCELEME |

Uzun zamandır bloga yazmama sebebimin okulum ve yazmak üzere çalıştığım başka bir eser olduğunu açıklamak…

DC FANDOME 2020

DC FANDOME 2020

Kısmen uzun kısmen kısmen kısa bir sürenin ardından tekrar karşınızdayım ve de bu sefer beklenenin…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

3 Yorum

  1. Utku Emre Ergin
    05 Temmuz 2020
    Yanıtla

    Vaaaay kesinlikle okunması gereken bir yazı. Daha Dune kadar okumamıştım dün okudum.

  2. 43.5
    06 Temmuz 2020
    Yanıtla

    Nerden yorum yazılıyodu ya 🙁 neyse sosyal medyadan iletişime geçmeye çalışayım

  3. 13 Temmuz 2020
    Yanıtla

    Merakla yeni yazıları bekliyoruz. Yola devam 😉

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir