Black Rebel Motorcycle Club – Wrong Creatures I İlk İzlenimler I

Merhabalar;

Artık “çarşamba günü klasiği”  de diyebileceğimiz bir yazıyla daha beraberiz.Bu haftaki yazımız B.R.M.C. (Black Rebel Motorcycle Club) ve de yeni albümleri hakkında olacak.Baştan belirtmeye gerek var ki birazdan okuyacağınız yazımız; inceleme tarzı bir yazıdan daha çok izlenimler içeren bir yazı.Müziksel anlamda bilgi yanlışlığı olursa baştan bilerek belirtmek gerek olduğu için bu yazının bir inceleme yazısı değil de  izlenim yazısı;dinleyicinin notlarını içeren bir yazı olduğunun altını çizmek istedim diyebiliriz.

 Bu tarz ilk izlenim yazılarımızın devam edip etmemesi hakkında görüşlerinizi öğrenmek için yazımızın sonunda bir de anket olacak;katılırsanız bizler mutlu sizler de bize yardımcı olursunuz diyor ve yazımıza doğru geçelim:

Yazımızın başından henüz B.R.M.C.’yi tanımayanlar ya da daha net hatırlamak isteyenler için oldukça kısa bir tanıtım ile başlayalım:

           1998;California San Francisco çıkışlı bir grup olan Black Rebel Motorcycle Club, 2008’e kadar gitarda Peter Hayes, bas gitarda Robert Levon Been ve bateride ise Nick Jago’dan oluşuyordu ve daha ilk albümleri olan  ‘B.R.M.C.’de kendi seslerini bulup başarılı bir çalışmaya imza atmışlardı.

Art arda gelen albümler, turneler derken 2008’de Jago’nun gruptan ayrılmasıyla gruba dahil olan Leah Shapiro oldu. Shapiro ile daha farklı bir bateri tarzı yakalayan grup “Beat the Devil’s Tattoo” gibi başarılı bir albüme daha imza attılar.

  80’lerin rock grubu The Call ‘ın vokalisti, Robert Been’ in de babası olan, Michael Been’in 2010’da hayatını kaybetmesi, grup üzerinde büyük bir tesir yarattı. Çünkü Been aynı zamanda sahne arkasında bütün grup üyelerinin o güne kadar birlikte çalıştıkları bir isimdi. Sonraki albümleri Specter at the Feast ‘de bir The Call  şarkısı olan  Let The Day Begin‘i yorumlayan grup aynı zamanda sözlerinin bilhassa Michael Been için yazıldığı belli olan Returning şarkısını da besteledi.

Sonraki süreçte Leah Shapiro rahatsızlanıp bir beyin ameliyatı geçirmek zorunda kalsa da, kısa sürede sağlına kavuşup yeniden çalmaya başladı. Grup, bu yılın başında -12 Ocakta- çıkardıkları sekizinci stüdyo albümleri “Wrong Creatures” ile yoluna kaldığı yerden devam ediyor.

Şarkılar hakkında izlenimlerden bahsetmeden önce alt tarafta sık sık kullanacak olduğum kelime olan Riff’in anlamını da sizlerle baştan paylaşayım:

*Riff: Sık sık tekrarlanan müzikal bağ, tekrarlanan kısa pasaj

DFF:

B.R.M.C. ;kurulduğu ilk günden itibaren şarkı sözlerine ihtiyaç duymadan kendi müziğiyle örülü bir atmosfer yaratmayı başarabilen bir grup olmuştu ve bu şarkıda da bunu bir kez daha göstermişler. Albümün ilk parçası olarak bu şarkıda güzel bir uvertürle kendi atmosferlerine davet ediyorlar. Ayrıca şarkıdaki bateri ilk albümlerinden “Salvation” parçasındaki bateriyi anımsatırken şarkının havası biraz da Batman: Arkham City oyununda yer alan şarkılarından Shadow On The Run ‘ı çağrıştırıyor.

Spook:

Bu şarkıyı tek bir cümle ile özetleyebiliriz: Olgunluğun üzerine sindiği ama eski ruhtan da hala bir şey kaybetmediklerini gösteren şarkı. Kimilerinin yeni çıkacak albümden istedikleri arasında olan çiğ, katkısız bir rock’n roll değil belki ama yılların getirdikleriyle beraber daha iyi yoğrulmuş bir şarkı.

İkinci albümden “Going Under”, “Six Barrel Shotgun” ve onlar gibi yeni albümden bir önceki albümde yer almış “Teenage Disease”, “Rival” gibi şarkılarda kullanılmış bir anda başlayan, süreklilik arz eden riffler yerine şarkının ismine de yaraşır şekilde bir görünüp bir kaybolan riff ile güzel bir etkinin sağlandığı söylenebilir.

 King of Bones:

Bu şarkı aslında gruptan potansiyel olarak beklenebilecek bir eser ancak daha önce böyle bir şarkı yapmış olduklarını pek hatırlamıyorum. (özellikle ikinci kısım)  Ayrıca şarkının sonunda da devam eden bir klavye ya da efekt pedalından alınmış ses; Trent Reznor’ı anımsatıyor.

Haunt:

       Been’den bundan sonra daha fazla duymayı bekleyebileceğimiz türde güzel bir çalışma.

Echo:

Vokaller açısından gerçekten sözleri içinizde hissedebileceğiniz, müziksel anlamda da güzel olan bir şarkı. Bas ve bateri daha önce grubun müziğinde alışık olmadığımız bir birleşim oluşturmuş.

Ninth Configuration:

Bu şarkıya klasik bir B.R.M.C. şarkısı da diyebiliriz.

    (Klasikten kasıt Robert Been’in ve Peter Hayes’in gitarlarından çıkmasını bekleyebileceğiniz türden seslerin bulunduğu bir şarkı)

Bu şarkıda; Shapiro’nun çalarken biraz kendi gibi biraz da Nick Jago’nun çaldıklarını anımsatan şekilde çalması dikkat çeken ayrı bir nokta. Mesela net olarak 04.20’de ve 05.05’te duyabileceğiniz Shapiro’nun çaldığı kısımlar sanki ikinci albümden “Heart + Soul” un Glasgow’daki canlı performansında Nick Jago’nun çaldığı şekliyle oluşturulmuş ki Hayes de o an sanki bateride Jago varmışçasına yine aynı şarkıdaki çalışını anımsatan şekilde çalmış.

Question Of Faith:

Question Of Faith ise gitarın “Baby 81 Sessions” “Whenever you’re ready” i anımsattığı, şaşırtmayan bir şarkı. Beklenebilecek bir şarkı olmasına yol açan aslında son dönemde Leah Shapiro’nun gruba katılmasıyla (belki de grubunda o yöne gitmek istemesiyle alakalı olan ) bas gitar ve baterinin ritmik bir çember, döngü olarak uyumla başlaması durumu; bu durumla birlikte de şarkının bu çember altyapısıyla devam ettiği eserlere imza atmış olmaları.

Shapiro’nun ilk geldiğinde çıkardıkları albümden “River Styx” ve  ”Shapiro”  ile olan ikinci albümden “Hate The Taste” örnek gösterilebilir. Bu çemberlerin gerçekten de grubun bu albümünde de kendini göstermesiyle birlikte onların bir karakteristik bir sembolü halini aldığını söyleyebiliriz.

Calling Them All Away:

         Bu şarkı belki de  farklı bir atmosferin yaratıldığı için albümdeki en deneysel şarkı gibi duruyor. İlk defa doğu enstrümanlarını duyuyor gibi olacağınız sesler var ki bunlar piyanonun tellerini çalmak suretiyle alınmış gibi. Bu sesler ve şarkının yapısı da uyumlu.

Little Thing Gone Wild:

Bu şarkı ise şuana kadar albümde klibi çekilmiş tek şarkı. Gruptan beklenebileceklerin güzel bir karışımını içeriyor. Armonika, eski albümlerdeki gitarlar vb. Hatta 01.33’te net olarak duyabileceğiniz, ilk albümdeki “Red Eyes and Tears” şarkısında yer alan riffin hızlandırılmış bir versiyonu gibi.

Circus Bazooko:

Bu şarkı ise albümdeki en sürpriz şarkı olsa gerek. Başlamasıyla birlikte yüzünüzde istemsizce bir tebessüm beliriyor. Albümden önceki Avrupa turnesinin internetten takip edebildiğim canlı performanslarında bütün sesleri duyamadığım için tam olarak parçayı algılayamamıştım.

       -Albüm çıkınca hoşuma gitti mi?

+Evet,altta duyulan klavyeyi “Live” DVD’sinde, Dublin’de provalarda çaldıkları “Feel It Now” parçasının ardından Hayes’in çaldığını duyabilirsiniz. Uzun zaman önce filizlenmeye başlayan bir fikir gibi görünüyor.

Carried From The Start:

Bu şarkı ise daha ilk dinlediğim anlardan itibaren ısındığım bir şarkı oldu. Ritme istemsizce kapılmanızı sağlayacak bir ritme sahip. Grubun klavyeyi kullanışını ve klavye tonlarını beğenirdim. Bu albümde ise bu defa klavyenin yön verdiği bir şarkı duymak açıkçası çok güzel oldu. Gitarlar ve araya baterinin kattıkları da tam olması gerektiği gibiydi. Hoş yeni bir soluk.

All Rise:

Albümün son şarkısı olan All Rise‘da ise yapılmaya çalışılan şey;farklı ve fikirsel olarak güzeldi,yani piyano akorlarını vurgulayıp az ve öz bir anlatımdan yola çıkarak vokal ile derinliğe ulaşmak güzel bir fikirdi.

Ancak piyano akorları kuruydu. Belki de insanı içine çeken doğru akorlar yakalanamadı. Bundan mütevellit de başlangıcı biraz biz dinleyenlerin bir kısmına göre yetersiz gibiydi.Tabi yetersiz derken geneli kötü anlamında değil bu söylediklerim;piyanoyu takip eden müziğin iyi olduğu söylenebilir. Sonraki kısımlarda piyanonun onlara eşliği de fena sayılmazdı. Bu nedenle sonradan kendini toplayan bir şarkı olma özelliği taşısa da piyano ile olan eski şarkılarına kıyasla piyano anlamında yeterince iyi olmadığı da belirtilebilir.

 

Genel olarak toplamak gerekirse;

Albümdeki şarkılar genelde iyi doldurulmuş yani albüm ana enstrümanların arkasındaki sesler sayesinde de bütünlenmiş şarkılar içeriyor. Bu anlamda iyi kayıtlar geldi. Zaten albümden birkaç ay önce yayımlamaya başladıkları şarkılar ve konserlerdeki performanslar ile ilginç bir albüm olacağı belli olmaya başlamıştı. Doğal olarak diğer albümlerden hatırlanabilecek bazı noktalar içerse de bir “Specter at the Feast” e ya da daha eski BRMC albümlerine benzemediği ortada. Aslında grup üyelerinin son dönemde yaşadıklarını, yaşlarını ve farklı şeyler deneme arzularını düşünürsek bu son derece normal karşılanabilecek bir durum. Albümde olacağı düşünülen “Bandung Hum” ve “Ordinary Boy” şarkılarının olmaması da başka bir ilginç noktaydı. Böylelikle albümlerinin bir klasiği haline gelen akustik gitar üzerine kurulu şarkılara yer verilmemiş oldu.

Spotify linki olarak da albümü şöyle yazımızın sonuna ekleyerek son cümleye geçelim.

Bir sonraki çarşamba başka bir yazımızda görüşmek üzere;müziksiz kalmayın,bizden kopmayın

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

 

 

Anketler

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Manchester grisinde başlayan ve birkaç sene içerisinde de Ian Curtis’in intiharı ile sona eren kısa…

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir