Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye başlayan bir müzik anlayışı, Arnold Schönberg’den ders almaya kadar varan bir müzik eğitimi, mezuniyetinin ardından orduya alınıp II. Dünya Savaşı yıllarında Avrupa’da Kızıl Haç’ın organize ettiği gösterilerde piyanist olarak sahne almakla başlayan ve dünyanın pek çok ülkesine uzanan bir müzik kariyeri… Evet, Dave Brubeck’ten bahsediyorum ve şüphesiz ki deneysel çalışmaları ile kelimenin tam anlamıyla evrensel bir müziğe ulaşan bu caz efsanesini özetlemek için yukarıda yazılanlar yeterli olmaz. Yine de dinleyiciler arasında bu isme yabancı olanların akıllarında şimdiden bir Brubeck görüntüsü oluşturmalarında bir nebze kolaylık sağlayabilir.

1956’ya gelindiğinde ABD Dışişleri Bakanlığı “Caz Elçileri” adı verilen bir program başlatmıştı. Amacı özellikle Sovyetlerin ırksal eşitsizlik eleştirisi karşısında denizaşırı ülkelerdeki Amerikan imajını geliştirmek olan bu programa,  Louis Armstrong, Dizzy Gillespie, Benny Goodman, Duke Ellington gibi Amerikalı caz müzisyenlerinden oluşan “Elçiler” dahil olmuştu. İçlerinden biri de Dave Brubeck’ti.

Program kapsamında“The Dave Brubeck Quartet” (Piyanoda Dave Brubeck, alto saksafonda Paul Desmond, davulda Joe Morello ve kontrbasta Eugene Wright) olarak yola çıkan Brubeck ve arkadaşları Doğu Almanya, Polonya, Afganistan, Hindistan, Sri Lanka, İran, Irak gibi ülkeleri ziyaret edip bir dizi konser vermişti. Bu konserler silsilesinin Türkiye ayağında ise o zamanlarda henüz dünyaya kapalı olan bir ülkeden, ABD’den çıkmasına rağmen her zaman için müziksel, kültürel yeniliklere açık olan Brubeck, kendisi ve caz müzik dünyası adına fevkalade bir keşifte bulunmuştu. Bu keşif açıkça bu coğrafyaya ait olan aksak ölçülerdi. Brubeck’in bu ölçülerle nerede tanıştığı hususunda ihtilaf olmakla birlikte Fred Kaplan’ın kitabında belirttiğine göre İstanbul’da, o zamanlar 11 yaşında olan ve kendisine diğer aile bireyleri ile birlikte Türkiye ziyaretinde eşlik etmiş oğlu Darius Brubeck’e göre ise İzmir’de gerçekleşmişti bu keşif. Sokak müzisyenlerinin çaldığı bir parçadan batılı kulaklara fazlasıyla uzak olan 9/8’lik ritimi ayırt eden Brubeck, yerel bir radyonun kendisi ile ayarlamış olduğu röportaja gittiğinde ise radyo orkestrasındaki İngilizce konuşabilen müzisyenlerden birine sokakta duyduklarından bahsetmiş kendisine anlatılanları dinlemesinin ardından da bu coğrafyada oldukça normal karşılanan aksak ölçüler hakkında bilgilenmişti. Fred Kaplan’ın kitabında tarif ettiğine göreyse Brubeck ayrıca sokak müzisyenlerinin seslendirdiği, Türkiye’de hayli bilindik olan bu parçayı o sırada provada olan müzisyenlere mırıldandığında müzisyenler, parçayı çalmaya koyulup çeşitli süslemeleri ve hatta kontrpuanı da işin içine dahil ederek parça üzerine doğaçlamalar yapmışlardı.
Caz Elçisi olduğu sıralarda gittiği ülkelerin müziklerini sürekli dinlemeye gayret eden Brubeck bu ziyaretlerin ardından ekibi ile yeniden ABD’ye döndüğünde arkadaşlarına çeşitli yerlerde karşılarına çıkmış farklı müziksel ögeler, ritimler ile denemeler yapma teklifinde bulunmuştu.

Bunun sonucunda doğan “Time Out”* -diğer bir deyişle caz tarihinde ilk defa bir milyonun üzerinde satan albüm-, Brubeck’in de en meşhur albümüdür ve içinde 5/4’lük aksak ölçü ile yazılmış “Take Five”** ve 9/8’lik aksakla yazılmış “Blue Rondo*** à la Turk”**** gibi caz klasiklerini barındırmaktadır.

 

Resmiyete dökülmese de 4 Mayısın ABD’de Dave Brubeck günü olarak kutlandığı gözlenmiştir. ABD’nin kullandığı tarih yazım sistemine göre sayısal olarak 5/4 şeklinde ifade edilen gün, Brubeck’in en meşhur eserinin ritmini çağrıştırdığından özellikle seçilmiştir.

 

* “Time Out” albümünün çıktığı 1959 yılı caz müzik tarihi açısından ayrı bir öneme sahiptir. Aynı yıl çeşitli caz sanatçıları tarafından çıkarılan albümlerle beraber caz müziği, bebop kıyılarından -deneysellik sayesinde- uzaklaşmaya başlayarak yeni ufuklara doğru yelken açmıştır. (“Kind of Blue” – Miles Davis, “Mingus Ah Um” – Charles Mingus, “The Shape of Jazz to Come” – Ornette Coleman)

**Parçanın hafızalara kazınan saksafon melodisini uzun yıllar Brubeck ile çalışan Paul Desmond yazmıştır.

***Rondo kısaca, belirli bir temanın parça boyunca tekrarlandığı bir müzik formudur. Düzeni, “A B A C A D A …” şeklinde gösterilebilir.

****Oğlu Darius Brubeck’in de tabiriyle, babasının sokakta karşılaştığı aksak ölçü ile Amerikan Blues müziğini yan yana getirdiğimizde ortaya çıkan eser “Blue Rondo à la Turk” olmuştu.

Kaynak:

https://www.smithsonianmag.com/smithsonian-institution/dave-brubecks-son-darius-reflects-on-his-fathers-legacy-13546157/

https://www.newyorker.com/books/double-take/profiles-dave-brubeck

http://www.openculture.com/2011/11/1959_the_year_that_changed_jazz_.html

http://www.boyutpedia.com/2682/71046/istanbul-dan-bir-brubeck-gecti

Vikipedi

 

 

Anketler

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Manchester grisinde başlayan ve birkaç sene içerisinde de Ian Curtis’in intiharı ile sona eren kısa…

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

alp Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir