İçerde (TV Dizisi) |İNCELEME|

Merhabalar;

Bugün sizlere bir Türk dizisi inceleyecek olmanın verdiği mutluluk ve heyecanla sözlerime başlamak istedim.2010 yılından beri 80’nin üstünde  yazısı olan bir Blogger olarak Türk dizisi incelemesi yazacağım aklımın ucundan geçmezdi;fakat benim bugün burada bu  yazıyı yazmama sebep olan kaliteli bir Türk yapımı varsa eğer (ki var hatta 1 den fazla ama şimdilik bu kadarını yazabilirim) bu dizi incelenmeli ve de önerilip herkes tarafından izlenmeli.Lafı daha da uzatmadan ilk Türk dizi inceleme yazımla sizleri baş başa bırakıyorum…

   İÇERDE

Yapımcılığı Ay Yapımın yaptığı…..

tabi ki bu tarz wikipedi bilgileriyle aktarmayacağım korkmayın sevgili takipçilerim ve snap çekip “altına garip bir yer yazan o  gizemli takipçim…”

Ama dizinin konusunun üzerinde durmadan önce üzerinde durmamız gereken biri var ise o da yönetmeni “Uluç Bayraktar“.Ezel ile tanıyıp;Karadayı ile çekimlerine hayranlık duyduğum;yönetmenlik kültürsüzlüğüm ‘içer’isinde(kelime oyunu…) bildiğimden dolayı gurur duyduğum ve severek takip etmeye devam edeceğim eşsiz yönetmen.Ezel‘in sonundaki o ‘kafa’ karışıklığı mı desem;yoksa kamera açılarıyla olayın içerisinde olmamızı sağlayan bölümleri(ki ekşi’de bir arkadaşın bahsettiği tefo’nun kamera ile kovaladığı sahne belki de en önemli örneklerden) mi desem yoksa her şeyi unutun “içerde” izleyin diyip geçiştirsem yeter mi bilemedim.Ama dizinin kalitesini oyunculuklar ve senaryo kadar çekimler de etkiliyor diyerek Uluç Bayraktar‘a bir selam vererek devam edelim..


Genelde Türk dizileriyle alakalı 2 sıkıntım olur;senaryo sıradanlığı ve dizinin gereksiz uzunluğu.İçerde dizisini de zaten diğer dizilerden öne çıkaran bu 2 nokta oluyor;Senaryo’su Hollywood yapımı bir filmden(ki bu konuda konuşacağız aşağıda) esinlenerek de oluşturulmuş olsa yine de Türk yapımlarındaki o klasik sahneleri ve ilerleyişi görmemek beni mutlu ediyor.

Diğer bir kıstasımız olan uzunluk konusunda incelemek gerekirse;dizi yine klasik Türk dizilerimiz gibi oldukça uzun(ki hatta fazla uzun) 2 saat 10 dakikalık ortalama süresi biraz izlerken sıksa da (ki bazı aşk temalı bölümlerde gerçekten sıkıyor…) genel planlamada dizinin  39 bölüm olarak planlanmış olması işleri biraz düzeltiyor.Yani dizinin nereye gideceği ne olacağı hatta nasıl biteceği önceden belirlenmiş;gelen reytinglere göre uzatılma veya kesilme ihtimali olmadığı için de ekip istediği sahneleri koyup istediği şekilde yayınlayabiliyor.(ki bu rahatlığı izleyeciler diziyi izleyerek;reytinglerde 1. yaparak da yarattı)

Gelelim dizimizin konusuna ve de diğer ayrıntılara;öncelikle dizimizin 2006 yapımı The Departed‘ten (evet;Türkiyede vizyona “köstebek”ismiyle giren 5464646 filmden biri daha;ki bence en çok hakeden…) esintilenen bir senaryoya sahip olduğunu belirtmekte fayda var ki eğer hala bir şekilde Köstebek’i (The Departed) izlemediyseniz bu yazıyı burada kesip gidin;izleyin…792950_0

 

Konusunu direk resmi sitedeki haliyle paylaşıp üstüne konuşalım;

“Polis Akademisi’nde okuyan Sarp (Çağatay Ulusoy)  ve Mert (Aras Bulut İynemli) kardeş olduklarından habersiz birbirlerine rakip olurlar. Sarp, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürü Yusuf tarafından Polis Akademisi’nden mezun olmasına bir hafta kala polislikten atılır. Mezuniyet günü Yusuf’a silah çeken Sarp böylece daha önce hiç bilmediği yepyeni bir hayata adım atar. Bu yeni ve karanlık dünyada Sarp’ın en yakın düşmanı ise Akademi’nin diğer göz bebeği Mert olacaktır.”(ShowTv)

Öncelikle dizinin bu şekilde izleyiciye lanse edilmesi gayet mantıklı çünkü 1.bölümü izledikten sonra tekrar bu konu kısmına bakıp;eksik olduğunu iddia edebilirsiniz ama dizi bu önemli bilgileri ve de gelişmeleri izleyeciye saklayarak açıkçası benim gözümde +1 puanla başladı.Yani ben ne kadar esinlenilen filmi bildiğim için az çok hikaye hakkında 1.bölümde gelişmeleri tahmin edebilsem de bu tarz noktaları konu kısmında gizlemek;iyi izleyicilere yönelik bir nokta.Çünkü eğer siz bu bilgileri konu kısmına yazarsanız ister istemez insanlar bu bilgilere göre bölümü izleyecek ve de gereksiz eleştirilerde bulunacaktı.Uzun lafın kısası;senaryosu gerçekten iyi bir yapımdan esintilenmiş fakat üstüne yeni bir yapım olduğunu belli edecek Türk motifleri de konulmuş,doğru dokunuşlar yapılmış kaliteli bir senaryo bizleri bekliyor ki tam da bu yüzden sonunun filmle paralel mi olacağı konusunda şimdiden soru işaretleri kafamda oluşmaya başladı…( Bu paragrafın özeti;gidin 1.bölümü izleyin olarak yapılabilir..)

Ana karakterlerimizden bahsetmek gerekirse öncelikle Çağatay Ulusoy ve de Aras Bulut İynemli‘nin cast olarak çok doğru seçilmiş olduğunu düşünüyorum.Sert mizaçlı Sarp karakteri ve tam tersi mizahıyla her zaman göz önünde olan Mert karakteri için doğru seçilmiş oyuncular ki ikisinin de geçmişi bu roller için ne kadar doğru tercih olduğunu kanıtlayabilecek cinsten.(ÖBGZK…)

Üstelik Çetin Tekindor gibi ustanın da dizide kendisine yakışacak bir rolde dizide yer aldığını belirteyim.Hatta Karadayı izleyen biri iseniz bu diziyi izlediğiniz an Tekindor‘un ne kadar büyük bir oyuncu olduğunuzu anlayacaksınız(ki izlemeseniz de anlamanız gerek ama bunlar gereksiz ayrıntılar tabi;anlayanlar çoktan bu cümleyi geçmişti zaten..) Rıza Kocaoğlu gibi enteresan rolleriyle ön planda olan bir oyuncuyu yine bu tarz bir rolde görmek beni oldukça mutlu etti.

  Eylem ve Melek (yani ana karakterlimizin partnerleri) için de iyi seçimler olduğunu belirteyim ama bu tarz filmlerde bayan seçimi bu projede de olduğu gibi güzellik üzerine yapıldığı için de beğenmiş olabilirim.Yani ana karakterler arasında bayan olmadığı için de bu seçimi eleştirmek mantıksız olacaktır;o yüzden doğru seçim diyerek cümlemi toparlayayım.

580b425067b0a9156c317047

Son bir not olarak;dövüş sahnelerinin kalitesinden bahsetmek gerekir bunu silahlı aksiyon sahnelerinde kullanamasalar da yakın dövüş olarak rakiplerinin 1-2 adım önünde sahnelere sahip diyebiliriz.

Özetlemek gerekirse;Senaryosu,oyunculukları ve Çekimi ile Türkiye standartlarının çok üstünde yapım olan İçerde’nin benim gözüme takılan sıkıntı bölümleri ise bölüm uzunluğu  ve arada gelen aşk bölümleri(5.bölümdü galiba sadece aşk üzerinden  ilerlemişti;sonra da benzer bölümler oldu veya olacaktır..)Fakat bunları sorun olarak sayıp saymamak da sizlerin ellerinde;genel olarak çok çok iyi bir yapım karşımızda ise süreyi dert etseniz bile daha sonra gerekli kısımları seçerek bölümü izleyebileceğinizi son kez hatırlatıp;bu diziyi ısrarla ve şiddetle izlemenizi öneriyorum.(benim gözümde Ezel kadar iyi olamasa da 2 numara için kapışacak nitelikte)

 

 

Bu genel bilgileri verdiğimiz yazının ardından 11 Mayıs günü final teorileri ve olası gelişmelerle dolu Spoilerlı yazımızın yayına gireceğinin müjdesini de verelim :

www.garipbiryer.com/icerde-final/

 

Hepinize iyi günler diliyorum!

Anketler

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Manchester grisinde başlayan ve birkaç sene içerisinde de Ian Curtis’in intiharı ile sona eren kısa…

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

Tek Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir