Joker |İnceleme|

9 yıldır yazıyor olmama rağmen bu kadar az yazımın olmasının kuşkusuz en büyük sebebi;beni gerçekten heyecanlandıran bir şeyler olmadığında yazmamamdır.Çok heyecanlandırdığı halde yazmadığım şeyler de oldu fakat onlarda da “ben farklı ne diyebilirim ki ? “ sorusuna yeterli cevabım olmadığından diyebiliriz.

Beni tanıyan hemen hemen herkesin yazmamı beklediği bir inceleme ile bu seferki 9 aylık aranın ardından karşınızdayım:Joker

Christopher Nolan‘ın Batman üçlemesi beni süper kahraman filmlerine bağlayan filmlerken Dark Knight’daki Heath Ledger’in Joker’i beni önce T-shirt sonra figür koleksiyonu yapacak kadar büyük bir yola iten bir karakter olmuştu.

 
Neden mi ?

Sırf Joker’i çok sevdiğimden 14-15 yaşlarında Batman’den nefret ederdim:O yaşıma rağmen hala nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde Joker’in filmde gerçek kazanan olduğunu fark etmiş ona hayranlık beslemeye başlamıştım.

Bu hayranlığımın sadece Nolan’ın yazdığı Heath Ledger’ın canlandırdığı Joker’ine olduğunu anlamam ise baya uzun sürmüştü.Jack Nicholson’ın Jokerini bile sonradan izlemiştim;filmi sevmediğimden hayranı kalamamıştım.Batman oyunlarını oynadığımda ise gördüğüm Joker’in filmden çok farklı olduğunu anlamıştım.Bir süre bu yüzden sadece Ledger’ın Joker’ine hayran kalsam da sonrasında Killing Joke,Arkham City vb. çizgi roman veya oyun gibi bir çok eserin etkisiyle Joker’e hayranlığım artmıştı sebebi de şu şekilde özetlenebilecek kadar açıktı:

Nereden geldiğini kimsenin bilmediği naptığını anlayamadığımız kaos’tan beslenen bir kötü,kesinlikle ilgiye değerdi..

Heath Ledger’in ani ölümü sonrası ise Oscar’ı kazandığı anları ilk izlediğimde kendi kendime “bir daha asla Joker izleyemeyeceğim” demiştim;ne kadar genel bir Joker hayranı olsam da sinemada izleyemeyecek olmam beni üzüyordu.Joker tshirtlerim artıyor ama bir daha göremeyecek olmak hiç hoş değildi…

Yıllar sonra genel olarak oyunculuğunu  beğenmeme rağmen Jared Leto Joker rolüyle karşımıza çıktığında hayal kırıklığı yaşamıştım.Deli rolü yapmak kolay değildi elbette fakat Joker için sadece deli olmanız yeterli değildi ki bence Leto’nun Joker’i tek boyutluydu bu yüzden de ilgimi ve sevgimi çekemiyordu.

Tabi bu süreçte beni etkileyen bir Joker daha doğuyordu: Gotham dizisinde Cameron Monaghan’ın canlandırdığı Jerome karakteri.

Tam aşağıya bırakacağım bu ilk sorgu sahnesindeki ruh geçişleri ve de kahkahası beni çok heyecanlandırmıştı ki Jerome için Gotham’ı uzunca bir süre izlemiştim.Sonunda Jerome’dan değil Gotham’dan soğudum devam edemedim fakat Leto’dan çok daha iyi olduğunu hala çok net söyleyebilirim;Ledger ile asla karşılaştırılamazdı bile.

 

Artık nettim emindim:benim için Joker= Heath Ledger kalacak diyordum hatta bu görüşüm Joaquin Phoenix’in oynayacağı filmi duymama rağmen değişmemişti.

İlk sorgulamalarım filmle alakalı öğrendiğim iki bilgi sonrasında başladı:

-Tek başına Dc evreninden (DCEU) bağımsız bir film izleyecektik

-Film 1980’lerde geçen bir dönem filmi olacaktı

Bu iki bilgi beni heyecanlandırmıştı çünkü çok net yönetmenin kafasındaki şey farklıydı ve popüler kültür Joker’inden bağımsız film izleyecek olmak inanılmaz heyecanlandırıyordu.

Peki bu heyecanına ne oldu film buna değdi mi diye soranlar için işte uzun bir giriş partı sonrası benim gözümden Joker incelemesi:

 

JOKER

Dram filmlerini pek seven yapım hiçbir zaman olmamıştır;çünkü ben izlerken vakit kavramını kaybettirecek kadar beni içine alan filmleri tercih eden biriyim.Yönetmenlerini sevdiğim ve de fikirlerine güvendiğim dostlarımın tavsiye ettiği dram filmleri dışında dram izlemeyi çok tercih etmem.Fakat bu bilgiyi size Joker bir dram filmi olduğu için değil benim söyleyeceğim şeyleri bu dram bakış açıma bakarak değerlendirmeniz için söylüyorum yani kısacası beni bilmeyenler için bir önbilgi paragrafı vermek istemiştim,verdim,devam ediyorum.

Bu gerilim dram ve suçun iç içe geçtiği film benim belki son 3-4 yıldır sinemada izlerken gerçekten vakit kavramını kaybettiğim bu türde tek film oldu.Dram sevmeyen ve aynı sıralarda tuttuğu takımın maçı başlayacak biri olmama rağmen ancak salondan çıkarken saate bakmak aklıma geldi ,baktığımda da 2 saatin nasıl geçtiğini sorgularken buldum kendimi.Endgame gibi bir filmde bile zaman kavramım bu kadar kaybolmamıştı…

Fakat hazır bu konuyla başlamışken belirtmem gereken bir nokta var ki bu nokta benim açımdan olumsuz sayılabilecek bir açıda.Filmi ne kadar süre ve akış olarak beğensem de bu vaktin dağılımı beni çok tatmin etmedi.Arthur karakterimizin Joker olmasını anlatan film bence Arthur’un dönüşümünü ne kadar iyi anlattıysa da Joker’e dönüşümü sonrası kısmın 15-20 dakikalık bir bölüme sıkıştırılması beni hayal kırıklığına uğrattı.Bu şekilde tercih edilmesinin sebebini bir sonraki paragrafta anlatacağım ama o sebeplere rağmen yine de ben son kısmı daha uzun görmek isterdim.

Evet,bir origin filmiydi başlangıcı temizce vermeliydi ki buna da itirazım yok fakat ben Arthur’un dönüştüğü karakteri daha fazla görmek isterdim;zaten filmin ilk 30 dakikasında neler olabileceğini anlıyoruz dönüşümü farkediyoruz bunu biraz daha kısa göstermeleri bizi rahatsız etmezdi aksine bir tık daha görmek beni daha fazla tatmin edebilirdi.İki paragraftır dile getirdiğim tüm bu eleştirilerimde kendimi ne kadar haklı buluyorsam yönetmenin de dönüşümünün uzun süreçte anlatmasının sebebini de anlayabiliyorum.Film The Joker adıyla çıkan bir film değil bunun da sebebi filmin bize asla bildiğimiz Joker karakterini verdiğini söylememesi.Yani belki biz aslında DC filmlerindeki Joker’i izlemedik onu etkileyen birini izledik film bu ihtimali hiç bir şekilde reddetmiyor.Bu yüzden de yönetmen çizgi roman tabanlı olmadığı için kendi karakterini istediği gibi yaratmış.Gerçekten Joker’i mi izledik asla emin olamadık.Yönetmen Arthur’u bize tüm açılardan uzun uzun anlatmasının da belki de sebebi buydu;film Arthur’u anlatıyordu bu yüzden de Joker’e dönüşümü gibi bir sürece belki hiç gerek yoktu ama tüm bunlara rağmen Joaquin Phoenix’in Joker için en iyi seçim olduğuna veya olabileceğine emin olmamız bizi filme daha da yakınlaştırdı.

Neden mi ?

Joaquin Phoenix; bu zamana kadar Joker’i canlandıran aktörler arasında belki en rahat ve özgür bırakılan aktör.Todd Phillips‘in az önce bahsettiğim gibi çizgiroman okumadan sadece Joaquin’i Joker olarak hayal ederek yazdığı senaryo hem Joaquin’e uygun bir Joker bırakılmış hem de kendine has şeyleri katması için yeterli boşlukları oluşturmuş.

Bu doğaçlama diyebileceğimiz noktalardan birini de konu gelmişken sizlere bahsedeyim:

Normalde bir filmin müzikleri çekim ile paralel ilerler;yönetmenler filmlerine uygun müziği oluşturmaları için müzisyenlere senaryolardan ve sahnelerden kesitleri iletir .Fakat bu filmde Todd Phillips; bestekar Hildur Guònadóttir’den senaryo dışında hiç bir. ilgi vermemiş ve çekimden önce çalışmasını istemiş.Bu müzikleri bol bol sette açarak ekibin moda girmesi için uğraşmış .

Filmin en ikonik sahnelerden biri de bu şekilde ortaya çıkmış;Arthur’un yaşadığı bir olay sonrası  Metrodan çıkıp bir tuvalete girdiği sahnede; spoilersız olarak anlatmam gerekirse elindeki nesneyi çöpe atıp yüzünü yıkaması gerekiyormuş.Joaquin Phoenix ve yönetmenimiz bu şekilde sahnenin eksik olduğunu düşünmüşler;başka ne olabilir diye düşünürlerken Joaquin; arkada çalan müziğe ayak uydurup dans etmeye başlayınca yönetmen de bu sahneyi bu şekilde çekmiş.Bizler bu sahneyi filmde öyle bir noktada görüyoruz ki dansı gördüğümüzde yaşanan olay sonrası zaten yükselen heyecanımız daha da artıyor, filme sonradan değil de baştan beri olduğunu gerektiğini düşündürecek kadar iyi oturmuş diyebiliriz.Hatta filmden çıktıktan sonra aklımızda kalan 3-4 sahneden biriydi,fazlasıyla etkileyiciydi.

 Bu sahneyi de sizlerle henüz buradan duyuramadığımız instagram sayfamız üzerinden paylaşıyor,hepinizi bekliyorum:

 

 

 

Joaquin phoenix’in filme hazırlık süreci de beni etkileyen diğer detaylardan biri:Aynı rolü canlandıran diğer aktörlerin aksine yalnız kalma süreci yaşamak istememiş.

(Heath ledger kendini belirli bir süre motel odasına kilitlemiş ve psikolojiye girmeye çalışmıştı)

Bu tarz bir yol yerine Phoenix;Buster Keaton ve Ray Bolger gibi iki ünlü sessiz sinema yıldızının filmlerini izlemiş.Önceki Joker’lerden bile rol model edinmeyerek kendi karakterini yaratmaya çalışmış.Oz büyücüsündeki korkuluk ise Phoenix’in esinlendiği kuşkusuz en şaşırtıcı şey.

Phoenix bu tarz eserlerden esinlenirken yönetmen Todd Phillips ise geç 1970 ve erken 1980 kuşağındaki karakter temalı filmlerinden oldukça etkinlenmiş.Özellikle Taxi Driver’dan filmi izleyen herkesin anlayabileceği kadar çok esinlenme mevcut.

Phoenix’in filme hazırlığı sırasındaki kuşkusuz en zor süreçlerden biri de karakteri için 23 kilo vermesi olmuş ki bunun sayesinde de filmde gördüğümüz Phoenix daha önce görmediğimiz kadar zayıf;bu fiziğin Arthur Fleck karakterine ve hikayeye çok uygun bir fizik olduğunu söyleyebiliriz.

Yani tüm bunları toparlamak gerekirse gerçekten de senaryodaki Arthur olmak için kilo veren,karakterine ekstra detaylar ekleyecek kadar titiz yaklaşan bir aktör ile karşı karşıyayız.

   Burada belirtmem gerek ki belki de bu hazırlıkların size söylemediğin en garip kısmı ise kahkahası üzerine olmuş.Filme hazırlanırken kahkahalar üzerine çalışan Joaquin filmde Otantik,Izdırap ve Öteki adam kahkahası diyebileceğimiz 3 farklı kahkaha kullanmış.Hazırlık sürecindeki bu kahkahaları anlatırken de kahkaha atarken acı çektiğini belirtmesi de filmi izledikten sonra ne demek istediğini anlayınca beni etkileyen ayrı bir nokta oldu..

Film öncesinde bu kadar hazırlık yapan Joaquin Phoenix’in bu hazırlıklarının filmdeki dönüşü gerçekten beni 9 ay sonra yazmaya döndürecek kadar etkileyiciydi.

Heath Ledger’in Joker’i;Nolan’ın realist dünyasında ne kadar uçuk bir karakterse bu filmde Arthur da tam tersi yolda yürürken bile karşımıza çıkma ihtimali bulunan,hastalığının dezavantajlarını yaşayan, mutlu olmak isteyen ve hayatına yönelik detaylarını,ruh halini tam olarak anlayabileceğimiz bir karakter olmuş.Bunun da en büyük sebebi Joaquin Phoenix diyebiliriz.

Arthur karakterinin yaşadığı kimlik bunalımını,varlığını ve gerçekliği sorgulayışını o kadar net anlatan bir performans var ki dramıyla bile sizi içerisine alıyor film.Aksiyon vermiyor ama hep bir sonrasını merak ediyorsunuz,karakterinizin başına gelenlerle geriliyorsunuz sorguluyorsunuz.İçten içe ya ne zaman bildiğimiz Joker olacak diye düşünüyorsunuz ama her bir sonraki sahne geldiğinde daha olmayışının keyfini çıkarıyorsunuz.

Joaquin Phoenix filmin sonuna kadar sürekli kendi oyunculuk çıtasını daha da yukarı çıkarmayı becermiş.Filmde gerçek anlamda her sahnede de olduğu için biz bu resitali çok güzel izliyoruz ki bu benim uzun zaman sonra karşıma çıkan bir şey; 2 saatlik bir filmde her sahnede aynı karakteri görmek oldukça etkileyici bir deneyimdi.

Peki diğer oyuncular ?

Robert De Niro gibi bir efsaneyi bile filmde kilit olsa da oldukça az görüyoruz.Oyunculuğunu tartışmak bile istemediğim için setle alakalı enteresan bir noktayı sizlerle paylaşmak isterim;Joaquin Phoenix aynı oyunculuk metodunu benimsediği aktör Robert De Niro’nun hayranıymış fakat buna rağmen sette neredeyse hiç konuşmamamışlar hatta bir aralar sette aralarında küçük çaplı bir gerilim. bile olmuş;De Niro sahnelerinden önce senaryo okuması isterken Phoenix’in bu tarz çalışmalar istemiyor olması bir süreliğine gerginliğe sebep olmuş.

Filmdeki diğer oyunculardan biri olan Zazie Beets‘in de senaryonun ani değişimlerimlerine hızlı ayak uydurması yönetmen tarafından röportajlarda bolca dile getirildi.Canlandırdığı Sophie karakteri filmde önemli bir yer kaplasa da yine baş diyemeyecek kadar az gördüğümüzü söyleyebilirim.(Bunun da yine muhtemel sebebi Joaquin Phoenix’in filmde çok çok büyük bir ağırlık kaplaması.)Fakat bu az performansa rağmen Zazie Beets çekim sabahı bile yapılan köklü değişikliklere bile en hızlı ayak uyduran oyunculardan biri olmuş.

Oyunculardan sonra bahsetmem gereken bir diğer nokta da müzikler:

    Film müzik seçimi açısından beni oldukça tatmin etti;hem dönemine hem de hikayenin akışına uygun müzikler kullanılması anlatımı güçlendirmiş.Sözlü müzikler yerine genelde theme diyebildiğimiz temelde yaylıların kullanıldığı müzikler tercih edilmiş ki bu da kafamızın şişmeden çok müzik kullanmalarına imkan vermiş.Hatta uzun süredir izlediğim filmler arasında müzik açısından en dolu ve en tatmin edici film açık ara Joker’di.Ama bu kadar övmeme rağmen film boyunca 2 kere müzik kullanımının şeklinden rahatsızlık duyduğumu da belirtmeden edemem:

İlkini spoilersız anlatmak için filmin sonlarında merdivendeki sahnede yaşandı (müzik seçimi sonradan spotify listeme ekleyecek kadar iyiydi) Filmde bu süreçte seçilen müzik bizi heyecanlandıran tonları kuvvetli bir müzikti fakat sıkıntı şu ki beklediğimden kısa sürdü müzik bitti ve hemen sonrasında başka bir müziğe geçiş yapıldı. Doğru müzik seçilse de biz o şarkının tadını çıkaramadan şarkı bittiği ve hızla başka bir şarkıya geçildiği için beni bir miktar rahatsız etti.

Diğer nokta ise filmdeki ana jenerik tema müziğinin çok fazla kullanılması;açıkçası sayısal olarak iddialı konuşamam çok olduğuna yönelik ama filmi izlerken bu fazla kullanılan ritimden biraz rahatsızlık duyduğumu belirtmek istedim.Yine çok uygun bir seçimdi müzik olarak ama sanki bir tık daha az kullanılsa veya başka bir müzik kullanımı aralarda fena olmazdı.

 Tüm bu noktalar dışında bahsetmek istediğim son bir kaç nokta daha var.Filmin sonundaki bitişi aslında ister istemez bir devam beklentisi yaratacak şekilde;sonlarda yaşanan o değişim insanı sonrası hakkında meraklandırıyor.Fakat Todd Phillips bu amaçla yazmadığı için filmi henüz devamı gelir mi bilmiyoruz.Benim şahsi görüşüm gelmemesi yönünde.Çok güzel tadında bir eser izledik devam filmi çekerek beğenilme kaygısıyla bazı şeylerin değiştirilme ihtimali beni korkutur.Batman ile karşı karşıya gelmesini isteyen büyük bir topluluk da var fakat bu hem karakterlerimizin yaşları (Joker ve yeni gelecek Batman arasındaki yaş farkı) dolayısıyla oldukça saçma olur.Ki böyle bir Arthur karekteri bence Batman’in gölgesinde gösterilebilecek bir karakter henüz değil.Zamanla belki bildiğimiz deliliği olduğu kadar zekasıyla da dikkat çeken Joker’e dönüşümü gerçekleşir ve bize bunlar film olarak gösterilirse seve seve gider izlerim.Fakat şu an için bu film bana verebileceği her şeyi verdi.Üstüne iddialı bir şekilde şimdiden söyleyebilirim ki bu film kesinlikle Oscar alacak.Joaquin Phoenix’in bu yıl Oscar’ı alması gerektiğini düşünüyorum.

 

Genel olarak bilgiler içeren fakat hepinizin tahmin edebileceği gibi benim için özel bir konumda yer edinen Joker filmi ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar.Detaylarında sorunlar olsa da benim için her zaman özel kalacak bir film…

Yazının içeriğinde bahsettiğim gibi artık instagramda da Sinegram adı altında paylaşım yapmaya başladık.Sizler de günlük film yorumlarımızı tavsiyelerimizi ve de çok özel içerikleri instagram sayfamız üzerinden takip edebilirsiniz.Linki buraya ve sitenin en üstünde bulunan instagram logosuna koyuyor sizlere iyi günler diliyorum…

Anketler

Joker filmini beğendiniz mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Joker |İnceleme|

Joker |İnceleme|

9 yıldır yazıyor olmama rağmen bu kadar az yazımın olmasının kuşkusuz en büyük sebebi;beni gerçekten…

Çarpışma |Mini-İnceleme|

Çarpışma |Mini-İnceleme|

Merhabalar; Uzun zaman sonra karşınızda olmanın mutluluğunu hissettiğim şu an aynı zamanda yine bir Türk…

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir