Mr.Robot |Dizi İncelemesi|

Merhabalar,

Bu aralar ne oluyor bilmiyorum ama blog yine eski günlerine döner gibi oldu ” dediğinizi duyar gibiyim fakat bir şey olduğu yok yani kötümser olmak istemem ama sözlerimi tutuyorum o kadar yani. Baştan söyleyeyim de sonra yazılar yine kesilir filan kimseyi kırmayayım….

Ama sözümü güzel tuttum bunu  şimdiden söyleyeyim.Güzel bir inceleme yazısı gelecek demiştim;bilgileri toplamak ve işlemek biraz yorucu oldu ama hem hiç izlemeyenlerin hem de izleyip çok beğenenlerin ilgisini çekebilecek bir yazı oldu. Daha da heyecanı artırmadan ( ne yazacağımı bildiğim halde ben bile heyecanlandım yalan değil :D)  yazımıza geçelim fakat şunu belirteyim: bu yazımızın şarkısını,yazının ortalarında bulacaksınız  zaten bildiğiniz bir şarkı olacak ama yine de ilginizi çok çekecek diyeyim de siz daha da heyecanlanın 😀

 Mr.Robot

  Uzun zamandır övüp duruyorum;kimle dizi muhabbeti açılsa ” Mr.Robot izle” diyorum ve bugün de neden bu kadar çok övdüğümü anlatacağım ama öncelikle dizimizin biraz geçmişine bakmak istedim ben….

  USA Network kanalı size bir şey çağrıştırıyor mu ? Evet,güzel dizileri var ama öyle harika diyebileceğimiz bir dizisi hiç bir zaman olmadı;hep aynı tarz (suç) devam etti,hiç yeni bir tarz getirmedi.Ta ki Mr.Robot‘a kadar…

   Mr.Robot sadece dizi olarak değil  konusu,senaryosu ve içindeki gizemlerle o kadar farklı bir şekilde gelip,insanların üzerinde öyle bir iz bıraktı ki kelimelerle anlatmak güç.Ama asıl önemli nokta bunların sebepleri;neden bu kadar popüler oldu ? Nasıl ortaya çıktı bu dizi ?

 Dizinin yaratıcısı Sam Esmail  yaklaşık 15 yıldır hackerlar ve hackerlık(bir enteresan kelime oldu)  konusunda çok  araştırmalar yapmış ve bunlar sonucunda Mr.Robot adlı bir film çekmeyi düşünmüş-Evet,önceden film olarak düşünmüş- fakat sonradan diyalogların ve olayların dallandırılabileceğini farkedip dizi olarak yapılmasını uygun görmüş  (ki bunun ekonomik bir kaygıdan dolayı olabileceği ihtimali de var) ve tam bu noktada Sam Esmail çok ilginç bir cümle de kurmuş; 89 sayfalık yazdığı senaryosunu film yerine diziye dönüştürmeye karar verdiğinde sadece 20 sayfasını sildiğini ve  kalan 69 sayfasının sadece ilk bölüm için kullandığını belirtmiş yani 69 sayfalık senaryoya sahip bir pilot bölüm düşünün ve bu 69 sayfalık senaryo  ilk duyduğunuzda çok uç gelebilir ama  zaten  izleyenler  varsa bilir; dizinin ilk bölümünün ilk 30 dakikası tam olarak film formatında çekilmiş,oyuncular,konuya giriş,karakter tanıtımları kısacası her şeyiyle film gibi bir bölümdür..

 Ki bu güzel senaryo hemen ortaya çıkmış bir proje de değil;Sam Esmail‘in de anlattığı üzere proje zor bir süreç geçirmiş: önce Sam Esmail hazırladığı senaryoyu  bir şirkete götürmüş ve  bu şirket üzerinden senaryo  USA Network kanalı tarafından satın alınmış .USA Network dizinin senaryosunu gördükten sonra hemen Temmuz 2014‘e pilot bölümü sipariş etmiş.13 Nisan‘da New York’da başlayan çekimler sonucunda pilot bölüm 24 Haziran’da seyirciyle  buluşmuş (27 Mayısta internete düşmüştü)  fakat enteresan nokta da bu ki daha dizinin pilot bölümü yayınlanmadan dizi 2.sezon onayı almış;yani öyle planlı bir proje değilmiş ama baya baya ben geliyorum demiş…

 Sam Esmail,dizinin bu kadar popüler olmasında  sadece ana konusunun değil senaryo  ve diğer yönlerinin de büyük paya sahip olduğunu açıklamış ve öyle bilgiler vermiş ki ( altta o bilgilere ulaşacaksınız)  o cümleleri okuduktan sonra ; Mr.Robot ‘tan neden  bu kadar çok etkilendiğimizi anlamak zor değil…

  Öncelikle dizinin bu kadar tutulmasından bahsederken Sam Esmail ilk olarak  Fight Club,Matrix,Taxi Driver,Breaking Bad  gibi projelerden etkilendiğini kabul etmiş ve bunlar hakkında örnekler de vermiş,verdiği örnekleri teker teker yazmak oldukça güç ama ben mümkün olduğunca sizlerin de dikkatinizi çeken bu etkilenmeleri paylaşayım:

   Hepimiz Fight Club ile  Where Is My Mind  şarkısını özdeşleştirebildiğimiz için Sam Esmail‘de dizinin bir bölümüne  Where Is My Mind şarkısını koymuş ki  spoiler vermek istemiyorum ama cidden öyle bir anda o ritmi duyacaksınız ki her şey daha da yerine oturacak diyebilirim

   Bir diğer açıdan bakarsak da kahramanın gözünden anlatım konusunda da Taxi Driver ile ;karakterlerin gelişimi konusunda ise  Blade Runner ile benzerlikleri fark etmek çok zor değil. Bütün bunların üstüne Sam Esmail; Breaking Bad‘ten ise hikaye kısmında etkilendiğini kendisi belirtmiş.Yani kısacası Sam Esmail,farklı bir konunun üzerine  o kadar çok güzel şey eklemiş ki seyirci kendini diziden alamamış ve 10 bölümlük bir dizi daha sezon finali yapmadan fenomen olacak kadar yükselmiş…

    Bu kadar ayrıntıdan sonra genel bilgiler ile devam edelim  ve direk internette de çok rahat bulabileceğiniz klasik bir dizinin konusunu paylaşalım:

“Elliot, gündüzleri genç bir siber güvenlik mühendisi ve geceleri intikam alan bir korsan. Elliot, yer altı hacker grubunun (fsociety) onunla irtibata geçmek için şirketininin sistemine zarar vermesi üzerine büyük bir karmaşıklığın içine kendisini atmıştır”(vikipedi)

 Evet çok klasik bir tanım oldu ama dizimizin konusu bu; Elliot isimli bir karakterimiz var gündüzleri siber güvenlik mühendisi ( ki mesleğinin türkçesinin böyle olduğunu bilmiyordum ) geceleri ise bir korsan.İntikam alan demek biraz yanlış olabilir.Elliot daha çok dünya sisteminin işlemediği veya insanların birbirlerini sürekli yalanlar ile aldattığı ve işin korkuncu tüm bunların toplum tarafından  kabullendiği bir dünyada yani evet aynı bizim yaşadığımız zamanda yaşıyor ve kendisi buna engel olmaya çalışıyor,suçları tespit edip adalete teslim ediyor (kısmen bir kahraman bile diyebiliriz).İntikam duygusu içinde her zaman oluyor ama ana amacı kendi ve çevresindeki insanların özel bilgilerini ulaşıp onların zarar görmelerini engellemeye çalışmak diyebiliriz.

  Saydığım bir amaçla yola çıkan bir karakter dediğimde hepinizin gözünün önüne aynı tarz karakter gelir -ki dizinin güzel noktalarından biri de bu- ve o karakter tam olarak öyle gösterilmiş; Elliot, insanlarla konuşmakta güçlük çeken,en yakın arkadaşının doğum gününe gidemeyen asosyal biri ve sürekli kendi iç sesiyle bir savaş halinde,konuşmaları yaptığı şeyleri kimi zaman hatırlayamıyor fakat her zaman iç sesiyle veya kafasındaki  biriyle konuşuyor yani her şeyin farkında ama bir o kadar da o da bu şekilde yaşamaya alışmış,kendi prensibleri ile kendi hayatını mümkün olduğunca yalnız bir şekilde yaşamaya çalışan,dostu olmayan bir karakterimiz…

     (Dipnot olarak;  Elliot’u canlandıran Rami Malek hakkında bir kaç şey söylemek istedim.Yani Need For Speed‘ten bileniniz vardır veya yoktur bilmem  ama gerçek anlamda role yakışan bir tipe sahip olmasını bir yana bırakın,oyunculuğu o kadar iyi ki tüm bu diğer etkenlerin yanında sizi diziye bağlayan bir başka ayrıntı olmuş….)

    Böyle bir karakterimiz tabi ki bir oluşuma davet edilir ki bu gruba dizide fsociety ismi verilmiş.Tabi ki mektup ile davet edilmeyeceği barizdi Elliot‘un bu gruba,ve filmlerden gördüğmüz bir metodla davet edilir bu grup içerisine:çalıştığı şirkete bir saldırı olur fakat bu bir saldırı değil Elliot için hazırlanmış bir sınavdır,eğer sınavı geçerse gizli notu bulacak ve bu fsociety’e katılacaktır…

  Fsociety olarak bildiğimiz grup ise Elliot ile benzer düşüncelere sahip bir grup.Yani dünyadan bizim gibi insanların aslında yaşamadığını,yaşamamız gereken hayatın çizildiğini ve bazı büyük güçler tarafından(ki dizide örnek olarak E Corp firması)  her an kontrol edildiğini düşünüyor ve bu grubun amacı da bu sistemi yok etmek…

 Ve de  bu doğrultuda beklenen bir gelişme olarak dizinin ilk sezonunda fsociety‘nin ilk sezonda E Corp şirketini yok etmek için yaptığı hareketleri gözlemliyoruz fakat bu bütün bunlardan daha çok biz izleyicileri tutan nokta-yine başa döneceğiz- Elliot...

 Elliot hakkında her bölüm farklı şeyler öğrenirken bir o kadar da kafamız karışıyor yani git gide Elliot‘un aslında kafasında neler döndüğünü anlamaya çalışırken bölüm çok enteresan bir nokta da bitiyor ve biz bir sonraki bölümü iple çekiyoruz…

  Yani özetlemek gerekirse ; Psikolojik-Dram kategorisinde değerlendirilen bu dizinin Dram kısmından daha çok saydığım sebeplerden dolayı Psikolojik kısmı insanları etkliyor….

Ana konudan bahsettik,şimdi bir kaç bilgiden ve genel yorumlamalar yaparak yazımın sonunda doğru geçeyim…( bilgi vermek çok istiyorum ama malum izlemeyenlere spoiler olsun istemiyorum….)

Where Is My Mind  ve Fight Club şimdi bu ikisini eşleştirin kafanızda,filmde şarkıyı duyduğunuz anı düşünün,cidden çok etkilenmiştiniz o sahnede kabul edin ( ki herkes etkilendi) İşte dizide duyduğunuzda bu ritmi yine  tam olarak  öyle bir etki yaratacak sizde ve diyeceksiniz ki ” iyi izlemişim !”

Bir diğer nokta ise 2.sezon,internette sayısız yalan haber var hepsi bir başka bilgi ve tarih atmış ama ben size direk bilgiyi veriyorum: 2016 Haziran ayında 2.sezon başlayacak….

Genel yorumlamalara geçecek olursak:

Öncelikle dram filmleri sevmeyen biri olarak ben de ilk başlarken bir tırsmıştım ( gerçi House da dramdı….) ama psikolojik yapımları izlemeyi sevdiğim için başlayıp beni inanılmaz derece bağladı.Elliot‘un kafasındakiler ve gerçekler arasındaki o ince çizgiden yürürken bazen hangisinin ne olduğunu veya ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorsunuz.Sonradan çıkan Tyrell Wellick gibi karakterler sizi daha da merak ettiriyor ve evet sizler de benim gibi dizinin bağımlısı oluyorsunuz…

Sevmeyenler yok mu diye sorarsanız,evet var ve sevmeyen insanlar genelde dizinin süresinin (45-60 dakika) fazla uzun geldiğini ve psikolojik olarak fazla ağır geldiğini söylüyorlar fakat ben bu sürenin ve bu psikolojik iç ses diyebileceğimiz sahnelerin fazla değil yeterli olduğunu çünkü o sahnelerin bizleri dizinin içine aldığını ve bağımlılık yarattığını düşünüyorum.

Herkesin kararına ve düşüncesine tabi ki saygım var ama benim demek istediğim ; eğer gerçekten bir diziyi izlemek için izlerseniz yani vakit geçirmek için değil gerçek anlamda anlamak için, işte o zaman Mr.Robot‘un ne kadar harika bir dizi olduğunu anlayacak ve bu diziyi izleyen arkadaşlarınızı bulup sezon 2 tahminleri yapmaya başlayacaksınız…

(Benim kendi benzetmem dizi izlerken sonu belli bir tünele gireceksiniz,belki yolu göremeyeceksiniz ama öyle şeyler göreceksiniz ki yola devam edecek ve  en son öyle bir çıkacaksınız ki iyi ki diyeceksiniz.)

Tüm bunların yanında dizi hakkında ilgili olanlar için bir adet site tasarlanmış;bu sitede fsociety ve dizi hakkında bilgiler edinebilir ve gerçek olmasa dahi bu gruba siz de katılabilirsiniz ve bu siteye girmek için de tek yapmanız gereken resme tıklamak….

Ve puan olarak da iMDb‘den 9.0 almış bu diziye benim yani GBY puanım:9.05 (yani kesinlikle izleyin demek oluyor 😀 )

bir sonraki yazım olan MCU incelemesinde veya haftalık Cuma yazısında görüşünceye dek hoşça kalın….

Anketler

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Manchester grisinde başlayan ve birkaç sene içerisinde de Ian Curtis’in intiharı ile sona eren kısa…

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir