Punch Brothers – All Ashore

Washington Post’un da tabiriyle, kalpten ve akıldan eşit derecede ilham alarak coşkunluk ve deneysellikle müzik yapıp Bluegrass türünün evriminde onu sonraki aşamaya ulaştıran, mandolinci Chris Thile, gitarist Chris Eldridge, basçı Paul Kowert, banjo sanatçısı Noam Pikelny ve kemancı Gabe Witcher gibi sağlam bir beşliden oluşmuş Punch Brothers’ın yeni albümü “All Ashore” 20 Temmuz itibarıyla raflardaki yerini almış olacak.
Kayıt için 2015 yılında T Bone Burnett prodüktörlüğünde çıkan albümleri “The Phosphorescent Blues “ ile 2010’da Jon Brion prodüktörlüğündeki  “Antifogmatic” albümlerinin de kaydedildiği Hollywood’daki eski Ocean Way şimdiki United Recordings Stüdyoları’na geri dönen grubun bu albümünde, dinleyicileri gruba ait 9 yeni beste bekliyor.

 

Kısaca bu beşliye değinmek gerekirse

Kökleri Bluegrass’ta olmak üzere Pop, Rock, Klasik müzik gibi farklı türlerle sürekli etkileşim halinde olan bu süpergrup* 2006 yılında şekillenmeye başlamıştı. 8 yaşında sahnelere adımını Nickel Creek grubuyla atan 4 Grammy ödüllü Thile gibi yine erken yaşlardan itibaren sahnelerde bulunup o güne kadar pek çok önemli müzisyenle çalışan ve Grammy’e aday olmuş, farklı ödüller kazanmış arkadaşlarının bir nevi müziksel yollarının benzerliğini fark edip bir akşam yemeğinde bunlardan bahsetmeleri üzerine çıkmıştı bu fikir. O gün Thile kendisine Grammy adaylığı da getirecek “How to Grow a Woman from the Ground”  adındaki albümünü kaydetmek için masadakilerle anlaşmıştı. Bu hadiseden sonra yeni bir grup olarak yoluna devam eden beşlinin ilk önemli konserleri, grubun 2008’deki “Punch” adlı ilk albümünde de yer alacak olan, Thile’nin 2003’te eşinden boşanmasının ardından bestelediği 40 dakikalık, dört bölümlü “The Blind Leaving the Blind” adındaki süitini 2007’de Carnegie Hall’da seslendirmeleriyle gerçekleşmişti.

Punch Brothers projesinin yanı sıra grup üyeleri birbirlerinden ayrı olarak çeşitli sanatçılarla (Brad Mehldau, Yo-Yo-Ma, Edgar Meyer, Julian Lage,…) ve solo albümleriyle de müzik kariyerlerine devam ediyor. Ayrıca grubun, Punch Brothers’ın ilk zamanlarını anlatan Mark Meatto’nun yönetmenliğini yaptığı 2011 yılına ait “How to Grow a Band” adında bir de belgeseli bulunuyor.

 

Belçikalı ressam René Magritte’in “Aşıklar” eserini 2015’teki albümlerinin kapağına taşıyan grubun geçen albümü çoğunlukla teknolojinin yaşamımız üzerindeki etkilerinden söz ediyordu. Albümün başlığına da albümde yer alan son şarkı “Little Lights” ın bir dizesinden “Singing the phosphorescent pinks and blues“ yola çıkarak karar veren beşli, burada aslında sahnedeki müzisyenlerin gözünden bakarak, anı yaşamak yerine konsere katılıyormuş gibi görünüp yalnızca anı kaydetmekle meşgul olan akıllı telefonlarla donanmış karanlıktaki topluluğun görünümlerini betimliyordu.

(Punch Brothers, Fotoğraf:Brantley Gutierrez)

Grubun şu ana kadarki 4 albüm ve 2 kısaçalardan oluşan diskografisinde, çeşitli grupların ve müzisyenlerin de parçalarının yorumlarına rastlıyorduk. Ayrıca üçüncü albümden 2 parçanın yazım sürecine Josh Ritter da dahil olmuştu. Bu albümde ise yukarıda da belirtildiği gibi sadece grubun kendi parçaları yer alıyor ve yapım süreci de bu kez gruba ait.

Antifogmatic (2010)

Bonus

“Packt Like Sardines In a Crush’d Tin Box” (Radiohead)

Deluxe Edition-Live from the Lower East Side: It’s p-Bingo Night!

“On the Bound” (Fiona Apple)
“Brandenburg Concerto No. 3, III. Allegro”(J.S.Bach)

Who’s Feeling Young Now? (2012)

“Flippen” (Väsen)
“Hundred Dollars” (Punch Brothers / Josh Ritter)
“New York City” (Punch Brothers / Josh Ritter)
“Kid A” (Radiohead)

Ahoy! (2012)

“Another New World” (Josh Ritter)
“Down Along the Dixie Line” (Gillian Welch and David Rawlings)
“Icarus Smicarus”(Mclusky)

The Phosphorescent Blues(2015)

“Passepied” (Claude Debussy)
“Prélude”** (Alexander Scriabin)

The Wireless(2015)

“Clementine” (Elliot Smith)
“Sleek White Baby” ( Söz: Gabriel Kahane, Cameo(görünüm)***: Ed Helms)

Single

“Dead Leaves and the Dirty Ground”(The White Stripes)

 

* Süpergrup, kendi alanlarında tek başlarına başarılı olmuş sanatçıların oluşturduğu müzik grubuna verilen isimdir. Bu terim, bir grubun üyesinin ya da üyelerinin daha sonradan kendi başlarına başarı göstermesiyle geriye dönük olarak da kullanılabilir. Süpergruplar genellikle geçici yan proje olarak kurulsa da, bazı durumlarda sanatçının kariyerindeki en önemli yeri alabilirler. Bunun yanında hayır amaçlı ya da belli bir hedefe ulaşma amacıyla kurulmuş süper gruplar da vardır.

** Op. 22, 2 numaralı do diyez minör prelüd

*** Cameo görünüm veya kısaca cameo, oyun, film, video oyunu, televizyon gibi gösteri sanatlarında insanlar tarafından çok bilinen birisinin kısa süre ile görülmesine denir.

 

Anketler

İlk İzlenim yazıları devam etsin mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Şeytanın Kemancısı Chopin Ve Liszt’i Nasıl Etkilemişti?

Kariyerinin başlarında, çeşitli orkestralarla birlikte çalarak doğduğu topraklarda ünlenen Niccolò Paganini, 1810’lu yılların başında yalnızca…

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Çeşitli Müzisyenler Tarafından Yorumlanan 10 Joy Division Parçası

Manchester grisinde başlayan ve birkaç sene içerisinde de Ian Curtis’in intiharı ile sona eren kısa…

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Dave Brubeck’in Türkiye Anısı Ve Bir Caz Klasiğinin Doğuşu

Annesinden aldığı klasik müzik dersleri ve sahip olduğu doğaçlama yeteneği ile erken yaşlardan itibaren şekillenmeye…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

alp Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir