İKİ DELİ Mİ BİR RÜYA MI ?

 Yine aynı tatsız melodi çaldı ve sabah olduğunu anladın.Pencerenden gördüğün kar yağışı ile yataktan kalkmak çok daha zor hale gelse de işe gitme zorunluluğundan dolayı bir şekilde kalktın, kalkmak zorundaydın. Yüzüne tokat gibi çarpan 3 avuç su ile kendine ancak gelebildin vakit kaybetmeden hızlıca üzerini değiştirdin.

Evdeki işlerini bitirip saate baktığında işe gitmek için evden çıkman gereken saatin henüz gelmediğini oldukça hızlı hazırlandığını fark ettin. Bu rahatlıkla kahvaltını yaptın ve yarım saatlik bir kahvaltı sonrasında vakti geldiğinde hazırlanıp evden çıktın.

  Apartmandan çıktığın anda etrafına bakınıp trafiği durduracak kadar yoğun kar yağışı olmamasına sevinsen de bu düşünceyle yürürken aniden dengeni kaybetmen sana yine de kaldırımların oldukça kaygan olduğunu fark ettirdi. 20-30 metre ilerideki otobüs durağına yürürken arkandan gelen korna sesi ile arkana döndüğünde bineceğin otobüsün sana doğru hızla geldiğini gördün. Artık yapılacak şey belliydi: Yürüyerek yetişemezdin düşme riskini göze alacak ve son hız koşacaktın.

  Durağa doğru koşarken hem önündeki insanlardan müsaade istiyordun hem de karşından gelen insanlara çarpmamaya çalışıyordun. Zor da olsa koşunun sonunda otobüse yetiştin.

   Otobüse binip boş bulduğun cam kenarındaki koltuğa oturduğunda aklına aniden bir soru takıldı.Az önce koşarken sana doğru gelen bastonla yürüyen adamın diğer elindeki hayvan bir karıncayiyen miydi ? Olamazdı,çünkü bu saçma ve inanılmaz derecede mantıksızdı.

  Bir süre daha bu sorunun etrafında düşündün fakat sonrasında aklından geçen sonsuz fikir nehirinde saçma bulduğun bu soru da aktı,kayboldu. Bu nehirdeki düşüncelerle akan 10  dakikanın ardından  bir anlığına kendine geldin ve  gözün otobüsteki saate yöneldi.Mesainin başlamasına sadece  15 dakika kalmıştı.

   Otobüsün yavaş gittiğinin farkındaydın ama bu kadar da yavaş gittiğini o ana dek fark edememiştin.Zaten genelde bu saatlerde trafik olduğu için çok da hızlı gitmeyen otobüs demek ki bu sabah ekstra yavaştı.Bu yavaşlığın sebebinin trafikteki herhangi bir kaza olduğunu düşünerek camdan dışarı baktığında gerçekten de yavaş gittiğiniz kaldırımda yürüyen yaşlı bir çiftin otobüsten hızlı hareket etmesinden belli oluyordu.Otobüsten daha hızlı gidiyorlardı fakat buna rağmen oldukça yavaş gittikleri de belliydi.

   Ya otobüsten inecek kar yağışlı havada düşme riskiyle koşacaktın  ya da geç kalma riskine rağmen otobüs ile gidecektin. Otobüs ile gidersen ve geç kalırsan patrondan  kesinlikle büyük bir azar yiyecektin koşarsan da kesinlikle terli –düşersen ayrıca pislenecek- kıyafetlerle işe gitmiş olacaktın,iyi düşünmeliydin.Bir süre bu iki fikir arasında gitgeller yaşasan da öğleden sonra yurtdışından gelen yatırımcılarla  toplantı olduğu aniden aklına gelince kararını verdin:İşe geç kalmak ve azar yemek alınabilecek bir riskti.

     Verdiği kararın ardından 20 dakika geçmişti ve sen hala yoldaydın.Madem işe kesin olarak geç kaldım bari yoldan zevk alayım diyerek dışarıyı izlemeye başladın. Dışarda kar yağıyordu ve bu manzara her durumda çok güzeldi. Karın beyaza boyadığı şehri izlerken gözün bazen binalara bazen de bazen ufuktaki dağın eteğine gidiyordu. Biriken karlar garip bir şekilde içini huzurla dolduruyor, seni dertlerinden bir anlığına da olsa uzaklaştırıyordu. Fakat bir anda yanından geçtiğin nehirde yüzen birini gördün.Evet biri,yüzüyordu.

   Sana karıncayiyen ile dolaşan adam kadar saçma gelen bu adamın diğer adamdan tek farkı bu adamın gerçek olduğundan emin olmandı. Madem bu adam gerçekti o zaman ya deliydi ya da bir rekor denemesine giren bir rekortmendi başka bir açıklaması olamazdı. Ya da her şey bir rüyaydı? Olabilir miydi ? Bunu anlamanın tek yolu kendini çimdiklemekti.

   Ya çok enteresan bir rüya görüyordun ya da iki tane deliyi aynı gün görecek kadar enteresan bir gün yaşıyordun…

    Dur,çimdik atmadan ben sana cevabını ben vereyim: gördüklerinin hepsi gerçekti fakat hikayedeki kimse deli değildi.

   İlk gördüğün adam Salvador Dali. En azından birkaç tablosunu biliyorsundur. Hakkın var; karıncayiyen ile dolaştığından hatta bazen öğrencilerine dalgıç kıyafetiyle ders verdiğinden haberinin olmaması pek de şaşırtıcı değil. Buna rağmen “ Dali gibi Sürrealist eserler veren biri için çok da anomal değil ” diyebilirsin ama yine de karıncayiyen ile dolaşmayı bir kez daha düşünmeni istiyorum…

  İkinci gördüğün o buz gibi nehirde yüzen adam ise bir yazar,filozof,siyasetçi ve diplomat. En bilinen özelliği ise Amerika Birleşik Devletlerinin kurucusu olması. Evet diğer gördüğün kişi Benjamin Franklin’in ta kendisi. Londra’nın buz gibi nehrinde insanların tuhaf bakışlarını umursamadan eğlenen ve yüzme stilleri ile izleyenlere bir şov sergileyen Benjamin Franklin; Amerika’ya dönmeden önce yüzme okulu açmayı bile düşünmüş.

      Bu saydığım saçmalamaktan korkmayanların ortak özelliklerinin zamanı aşan zekaları ve başarıları olduğu aşikar. Kendilerini başkalarına göre asla sınırlamayan, sadece merak ettikleri için bile ‘saçma’ hareketler yapmaktan çekinmeyen bu dehaların hayatlarından örnek alabileceğimiz pek çok şey olduğu da doğru. Fakat biz bu dehaların hayatlarına, alışkanlarına bakarak bir şeyler öğrenmeye çalışırken sanırım alabileceğimiz en basit dersi atlıyoruz: Saçmalamaktan asla korkmamak.

Anketler

Joker filmini beğendiniz mi ?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Son Yazılar: Garip Bir Yer

The Courıer |Mini İnceleme|

The Courıer |Mini İnceleme|

Bu yılın filmleri içersinde merakla beklediğim 3-4 filminden biri olan The Courier ‘i ülkemizde vizyona…

İKİ DELİ Mİ BİR RÜYA MI ?

İKİ DELİ Mİ BİR RÜYA MI ?

 Yine aynı tatsız melodi çaldı ve sabah olduğunu anladın.Pencerenden gördüğün kar yağışı ile yataktan kalkmak…

MaItresse (1975) Üzerine

MaItresse (1975) Üzerine

Bugün çok kıymetli bir blogger dostumun incelemesi ile karşınızdayım.Kendisinin bloguna da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Son…

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar

Yeni yazılardan haberdar olun

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir